ÇOCUKLARINIZ SİZİN ÇOCUKLARINIZ DEĞİL...
ONLAR KENDİ YOLUNU İZLEYEN HAYAT'IN OĞULLARI VE KIZLARI...
SİZİN ARACILIĞINIZLA GELDİLER AMA SİZDEN GELMEDİLER...
VE SİZİNLE BİRLİKTE OLSALARDA SİZİN DEĞİLLER..

HALİL CİBRAN

13 Aralık 2008 Cumartesi

BEBEKLER İÇİN ÇORBA FİKİRLERİ...

Kızıma 6 ayından sonra ek gıda olarak ne vereceğimi düşünürken imdadıma annem yetişti.
Önce doktorumuza danıştık.Dişlerinin yeni yeni çıkmaya başlaması ve çiğneme olayını bilmediğinden yumuşak bir geçiş yapılmalıydı…


4. ayın sonunda, önce ikişer üçer çay kaşığı yoğurt ile başladık.Zaten çok sık gaz problemi yaşadığımız için doktorumuzda bunu önerdi.Bağırsakların sindirime alışması için bir süre beklemek gerekiyormuş.


5.ayın sonunda, bir yumurta sarısının 4’de 1’i ile azıcık tuzsuz peyniri ve 1 bebe bisküvisini azıcık süt ile karıştırıp kahvaltının tadını öğrenmesi için ona zaman tanıdık.Yaşına doğru zeytin ezmeside vermeye başladık.


6. ayın içinde yayla çorbası ve sebze çorbasına geçtik.Önce çay kaşığı ile başladık alıştıra alıştıra ilerleyen zamanda tatlı kaşığına geçtik.Birden bire çeşit çeşit çorba yapmadık her çorbaya alışması tadını öğrenmesi için bir süre bekledik.İlk zamanlar haliyle sebze çorbasını çok sık yedi içinde fazla çeşit yoktu sadece patates, soğan ve havuç koyduk.(Zaten ilk başladığınızda onun yiyeceği miktar fincanın yarısı kadar bile değil ) Zamanla miktar ve içindeki çeşidi artırarak pişireceksiniz.Ama mutlaka gözlemleyin bebeğin rahatsız olup olmadığını !!!
Mesela mercimek çorbasını ilk verdiğim zamanlarda oldukça sık karın ağrısı yaşadık.Mercimekte magnezyum, folik asit, fosfor ve demir açısından önemli olduğu için vermemeyi hiç düşünmedim.Dediğim gibi öncesinde mutlaka doktora danışıp , ölçüler konusunda fikir alın.Bebeğin sevmeyeceği gıdalar konusunda da fazla ısrarcı olmayın ama her şeyden de tattırın…

Şimdi gelelim annemin yaptığı çorbalar listesine..
-Sebze çorbası
-Yayla çorbası
-Ezogelin çorbası,
-Şehriye çorbası
- Tarhana çorbası,
-Sütlü çorba,
-Brokoli çorbası,
-Domates çorbası,
-Mercimek çorbası
-Un çorbası (nadiren -değişiklik olsun diye )
ilerleyen aylarda
-Erişteli yeşil mercimek çorbası,






Pişirme ve malzeme konusuna gelince aynen bunu yapın demiyorum,herkesin yemek yapma şekli,kullandığı malzemeler farklıdır sadece fikir verme anlamında,temelde hiç tuz kullanmadan,bir çay kaşığı sıvı yağ ve çay kaşığının ucuyla salça eklemem gerekirse ekledim.


Sebze çorbasına ilk zamanlar küçük boy patates,soğan,havuç koyarken,ilerleyen zamanlarda taze fasulye, kabak,bir avuç pirinç pişmeye yakın eklemek isterseniz vitamini ölmesin diye semizotu, gene arzuya göre çok az kuzu eti ilave ettik.Sıvı yağ çay kaşığı ile salça isteğe göre.Tuz yok !!!
 Piştikten sonra blendırdan geçirmeyi unutmayın…


Brokoli çorbası, önce brokolileri haşlayıp blendırdan geçiriyoruz sonra iki yemek kaşığı unu çok az sıvı yağla kavurup,göz kararı sütü koyduktan sonra çırpıp brokolileride ekliyoruz.Gene tuz yok !!! 
Bu çorbayı da bir yaşından sonra vermeye başladım.


Erişteli yeşil mercimek çorbasını 13. aydan sonra annem yapmaya başladı,önceden suda bir süre beklettiği yeşil mercimeği haşlayıp,çok az salçayla kavurup eriştelerle birlikte tekrar karıştırarak yaptığı bir çorba.


Yayla,ezogelin,domates,mercimek çorbası en bilinen çorbalar onların tariflerini yazma gereği duymuyorum.Yalnız tel şehriye ile yaptığım şehriye çorbasına çok az kıyma eklediğimi ve tarhananın da mutlaka ev yapımı olmasına dikkat ettiğimi ekleyeyim…


Çorbalar piştikten sonra blendırdan mutlaka geçirdim fakat 13. aydan sonra biraz daha taneli olmasına dikkat ettim yutma refleksini öğrenmesi açısından…


Şu an için aklıma gelenler bunlar unuttuğum bir şey varsa,yorum bölümünden değişik çorba tariflerini ya da tecrübelerini paylaşmak isteyen arkadaşlar olursa çok memnun olurum...bebe

4 Aralık 2008 Perşembe

BU HİKAYEYİ HEP HATIRLAMANIZ DİLEĞİYLE...

webhatti.com'dan alıntıdır...
"Adam yeni kamyonuna bakmak için evinden çıktığında, üç yaşındaki oğlunun gayet mutlu bir biçimde elindeki çekiçle kamyonunun kaportasını mahvettiğini görmüş. Hemen oğlunun yanına koşmuş ve çocuğun eline çekiçle vurmaya başlamış. Biraz sakinleşince oğlunu hemen hastaneye götürmüş. Doktor, çocuğun kırılan kemiklerini kurtarmaya çalıştıysa da elinden bir şey gelmemiş ve çocuğun iki elinin parmaklarını kesmek zorunda kalmış. Çocuk ameliyattan çıkıp gözlerini açtığında, bandajlı ellerini fark etmiş ve gayet masum bir ifadeyle, “Babacığım, kamyonuna zarar verdiğim için çok üzgünüm.” demiş ve sonra babasına şu soruyu sormuş:
“Parmaklarım ne zaman yeniden çıkacak?”
Babası eve dönmüş ve hayatına son vermiş..."

Bunu okuyunca o kadar üzüldüm ki...Bir yandan da düşündüm, gerçekten çocuk büyütürken zaman zaman sabrımız taşabiliyor.Karşınızda herşeyiyle size muhtaç olan yavrunuzun önce küçük olduğunu , hayatı bir öğretmen gibi ona öğreteceğimizi ve sanırım anlayışlı olmamız gerektiğini hep hatırlamamız gerekiyor...

LINENS 2009 BEBEK VE ÇOCUK UYKU SETLERİ...

Taç Linens 'in 2008- 2009 kış dönemi bebek ve çocuk uyku setlerini inceledim.Aşağıdaki üç model benim hoşuma gitti.İlgilenenler için daha farklı modeller işte burada...


29 Kasım 2008 Cumartesi

GÜNÜN SÖZÜ...

"Çocuklukta terbiyeli,
gençlikte kendinin efendisi,
olgun yaşında dürüst,
yaşlılıkta yol gösterici,
ölürken de yakınmayan kişi ol." Delphoi özdeyişi

14 Kasım 2008 Cuma

GÜNÜN SÖZÜ...

"Bir kavuna delik açın,sonrada kavunu iple tavandan sarkıtıp sallamaya başlayın.Bir kaşık suyu,yere damlatmadan sallanan kavundaki deliğe dökmeye çalışın.Eğer başarabilirseniz bebeğinize mama yedirebilirsiniz..." Zeynep Rice

11 Kasım 2008 Salı

BEBEK ODALARI...

Belkide en güzel aşamalardan biri bebeğin odasının hazırlanması...Aileye katılacak yeni üyenin odası nasıl olsun diye karar vermek bir hayli zor oluyor artık, çünkü alternatifler çoğaldı...


VATAN SANA MİNNETTAR...

4 Kasım 2008 Salı

ELMA KURDU-NAM-NAM...


Kızım bu şarkıya bayılıyor...Bende ister istemez bugün hep bu şarkıyı söyledim durdum(özellikle elma kurdu bölümüne takılmış durumdayım) komik ama...Aklıma gelmişken TRT bu işi gerçekten iyi yapıyor.bebe

24 Ekim 2008 Cuma

HAMİLELİKTE KAÇ KİLO ALINMALI ?

Son yıllarda anne adayları hamileliği en az kilo ile bitirme çabasında.Haksızda değiller hani sonrası için.Çocuk beklerken çok kilo almamak başarı sayılıyor artık.Yalnız bu işi abartıp ciddi saplantı haline getirenlerde var nerdeyse hiç kilo almadan doğum yapmayı planlayanlara sözüm. Araştırmalara göre hamilelik sırasında kilo almamak için sadece sebze ve meyveyle beslenen anne adayları mevcut.Fakat bebeğin gelişimi için uzmanlar 9-12 kilo alınmasını şart koşuyorlar.Hesap basit bebek ortalama 3-3.5 kilo, kendi suyu 1.5 litre, annenin tuttuğu su 2-3 litre,plesantayıda ekleyince ortalama 8-9 kiloyu buluyor.Yine uzmanlar 9-10 kilodan az alınırsa bebeği beslemek için annenin yağının yakıldığını ,ama bu süreçte de “keton” denilen ve bebeğe zarar veren zehirli maddelerin açığa çıktığını belirtiyor.Ayrıca bebeğin kilosu düşük kalıyor,erken doğum riski artıyor.Amaç abartılı kilo almadan bebeği sağlıklı beslemek olmalı…
Bu arada aklıma geldi, Ebru Şallı hamileliği sırasında toplam 7 kilo almıştı çok konuşuldu biliyorsunuz, buna karşılık bebeği vaktinden 3 hafta önce ve 2.5 kilo doğmuştu ama basın bunun üzerinde çok durmadı.
bebe

23 Ekim 2008 Perşembe

GÜNÜN SÖZÜ...

"Çocuğunun gözyaşını silmeyen onunla birlikte ağlar. " » AFRİKA ATASÖZÜ


13 Ekim 2008 Pazartesi

YANIKLARDA İLK MÜDAHALE...

20 Ağustos 2008

Hava çok sıcak.

Kamp kafeteryasından su almak için sıra bekliyorum.Aniden önümde bir kalabalık beliriyor.Telaşlı insanlar ,bağıran kadınlar , bir adam kucağında iki ya da üç yaşlarında bir çocuk ile koşuyor…

Üzerine bir tepsi çay dökülmüş.Çocuk can havliyle acısından öyle ağlıyor ki...

Ben şoka girmiş bir vaziyette çocuğa bakıyorum, yanmanın etkisiyle derisi kalkmış. :(

-- Su, su diye bağırdığımı hatırlıyorum.


Genç bir adam –Bir dakika bir dakika su olmaz!!!
Ben ilk yardım kursu aldım kesinlikle buz koymalıyız dedi. 

–Hayır !! Buz olmaz deriye yapışır desemde kimse beni o panikte dinlemedi.

Yanıktan çok korkarım.Ev kazalarında (özellikle yemek yaparken ) defalarca bu tecrübeyi yaşadım,doktorlara bu konuyu defalarca danıştım.Uzmanı doktor buzu kesinlikle tavsiye etmedi.

Olayın devamında ambulans geldi çocuğu götürdüler.Annelik içgüdüsüyle bir hayli ağladım..İlk yardım kursu alan beyle kısa bir süre sonra tekrar karşılaştık 

–ben söylemiş olayım “ buzu bir bezin arasına koyarak” uygulayacaksınız dedi.Yinede beni ikna edemedi.

Şimdi emin olmak adına ve sizinde aklınızda bulunması gerektiğini düşünerek internette yaptığım küçük bir araştırmayı aynen aktarıyorum.Tabiki hiçbirimizin başına gelmemesi dileğiyle…



Yanıklarda ilk müdahale nasıl yapılmalı?

Deri bir kaç fonksiyonu bir arada bulundurur;
1.Enfeksiyona karşı engel oluşturur
2.Altında bulundurduğu organ ve dokuları korur
3.Vücut ısısının korunmasını sağlar
4.Sıcak,soğuk,ağrı ve dokunma duyularını taşır
5.Vücut çıkartılarının uzaklaştırılması için bir yol oluşturur. Organizmanın bölgesel olarak ateş,buhar,sıcak cisimler ile karşılaşması sonucu gelişen doku harabiyetidir. Zararın derecesini bildiren sınıflandırmada yanığın derinliği, vücudun ne kadarının etkilendiği ve yanık bölgenin yeri göz önünde bulundurulur.

Buna göre 1.derece yanık ( yüzeyel yanık ) ; Cilt kuru,kızarık ve hafif şiş görülür.Ağrılıdır ve çok hassastır.Orta dereceli güneş yanıkları buna örnektir.

2.derece yanık (kısmi kat yanık ) ; Cilt kızarık ve nemli görünür.Bül denen içi sıvı dolu kesecikler oluşmuştur.Çok ağrılıdır.Ateşle direkt temas,sıcak sıvı veya cisim yanıkları,kimyasal madde veya güneş yanıkları ikinci derece yanığa yol açabilir.

3.derece yanık (tam kat yanık) ; cildin tüm tabakalarını etkileyip cilt altı dokudan kas, kemik ve organlara dek inmiş yanıklardır. Cilt kuru, serttir, elastikiyetini kaybetmiştir, mumsu görünümde olabilir.Koyu kahverenginden siyaha dek renk alabilir, ağrısızdır.En çok patlama ile oluşmuş yangınlarda ve alevlerle sınırlanmış ortamda kalan kişilerde veya elektrik çarpmaları ile oluşur.

İlk yardım
1.Hastayı yanık kaynağından uzaklaştırıp yanmayı durdurmak.
2.İlk yardım için uygulamaları başlatmak;öncelikle hastanın yaşamsal belirtilerini hızla değerlendirip öncelik belirlemek
3.Yanık bölge ile ilgilenmenin yeterli olduğu kararı verildikten sonra birinci derece yanıklarda soğuk su ile soğutmak.Bu işlem akan soğuk su ile veya su dolu bir kapta 5-10 dakika tutmak ile yapılır. Ağızdan ağrı kesici ilaçlar alınabilir. Ağrı kesici kremler kimi kişilerde alerjik reaksiyona yol açabileceğinden dikkatli kullanılmalıdır. Bu tip yüzeysel yanıklar 48 saat içinde kendiliğinden iyileşir; bu sürenin sonunda kırmızılık ve ağrı devam ediyorsa bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. İkinci derece yanıklarda yanık bölgeyi soğuk suyla ıslatmak ve ya soğuk suyla dolu kapta bekletmek uygundur. Kol ve bacaklarda yanık varsa kalp seviyesinden yukarıda tutmak gerekir. Varsa takı, giysi ve diğer aksesuarları çıkartmak gerekir. Cilde bulaşmış yağ,gaz gibi yabancı maddeler sabunlu su ile dikkatlice temizlenebilir. Yanık alanı temiz bir örtüyle kapatmalıdır. Üçüncü derece yanıklarda hastayı alandan uzaklaştırıp kısaca soğutmasını yaptıktan sonra mümkün olan en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna ulaştırmak gerekir.

UNUTMAYINIZ !
1.Yaraları soğutmak için buz kullanılmaz; duyu azalmasına yol açıp donuk oluşturabilir. 

2.Yaranın üzerine yapışmış giysiler sökülmemelidir, etrafı kesilip o bölge bırakılır.

3.Asla diş macunu, krem, yağ, salça gibi maddeler sürülmez.
kaynak: bebek.combebe

6 Temmuz 2008 Pazar

GÜNÜN SÖZÜ...

Bir Maya atasözü derki...
"Dünyanın geleceği bir bebeğin içinde yatar. Anne bebeği kendisine yakın tutmalıdır ki, bebek kendi iç dünyasını bilebilsin. Babası ise onu o kadar yüksek tepelere çıkarmalıdır ki, bebek dünyanın nasıl bir yer olduğunu anlayabilsin. "

BEBEKLERDE PİŞİK SORUNU...


Kızım 14 aylık oldu...Bugüne kadar ciddi anlamda bir kez pişik sorunu yaşadım.O da ilaç kullanmamız gerektiğinde oldu.Sık kaka yapan ya da ilaç kullanan bebeklerde pişik problemiyle daha fazla karşılaşılıyor.Bebeklerin cilt yapıları hassas,o nedenle pişiğe başlangıcında müdahale etmek en iyisi yoksa pişik ilerlerse geçmeside o kadar zaman alıyor...
Bu sorunla başı dertte olan anneler için birkaç önerim olacak...Pişik olan bebeklerin altı çok sık değiştirilmeli ve havalandırılmalı..Hava almasını engelleyen sıkı bezler kullanılmamalı...Sabun cildi kurutacağından sabun kullanmadan ılık duru suyla her seferinde yıkamak işe yarıyor...Ya da ıslak pamuklu bezle silebilirsiniz...Alkol içerikli ıslak mendiller ile temizleme işlemini bir süre yapmayın yani pişik geçene kadar.Bunun dışında aklıma gelen pişik kremi olarak "Lapitak" pişik kremini tavsiye edebilirim.Piyasadan çok çeşitli pişik kremleri denedim ama kızıma bu çok iyi geldi..(reklam gibi oldu ama:)) Birde eski usül halis zeytinyağı zaman zaman sürülebilir ( annemin tavsiyesi bunu da denedim)...Ama yinede ben ılık duru suyla yıkamadan ve bezi sık değiştirmeden yanayım..
Umarım tavsiyelerim işe yarar, herkesin bebeğini sağlıklı ve mutlu büyütmesi dileğiyle...bebe

16 Haziran 2008 Pazartesi

GÜNÜN SÖZÜ...

" Çocuk büyütürken evi temiz ,derli toplu tutmak; kar yağarken kapının önünü süpürmek gibidir" :)))

Bu söz için "Hamarat Anne'ye " teşekkürler...

11 Haziran 2008 Çarşamba

GECE BAHÇESİ...


MAKA PAKA

BBC 'nin teletabilerine rakip gene BBC yapımı hergün TRT'de 17.25 'de yayınlanan bu ilginç programın hastası benim cici kızım..Onunla birlikte izlerken bende bu küçük yaratıkların hayranı oldum.Gelgelelim bunların piyasada Cd'lerini bulamadım...TRT yetkilileri acaba lisansını aldıkları bu programın cd'lerini çıkartıcakmı çok merak ediyorum....Şayet çıkartıcaksa ilk alacak kişi ben olacağım herhalde..:)))

Upsy-DaisyHAAA--HUU'LAR

6 Haziran 2008 Cuma

BÜYÜK BİR AİLE...












Muhtemelen başbaşa kaldıkları bir gün aralarında şöyle bir konuşma geçti..."Bir sürü çocuğumuz olsun...Yaşlandığımızda, büyük bir masada oturup kocaman ailemize şöyle bir bakalım..." :)))

5 Haziran 2008 Perşembe

GÜNÜN SÖZÜ...


"Çocuğuna küçük şeylerden zevk almasını öğreten ona büyük bir servet bırakmış olur." Etienne Gilson

GÖĞÜS UCU YARALARI İÇİN TAVSİYELER...

Nihayet beklediğiniz gün geldi ve aylardır beklenen mucize artık kucağınızda…


Doğumun ve ayların birikimi yorgunlukla beraber, kafanızda cevap bulamadığınız soruların karşısında kendinizi güçsüz hissedebilirsiniz.Birde bunu ilk defa yaşıyorsanız tecrübeniz yoksa lohusalık dönemi daha da zor gelebilir.


Hormonlarınızın eski haline dönmesi için nerden baksanız 4-5 ay beklemeniz gerekecek ve bu süre içinde duygusal halinizin sürekli değiştiğini fark edeceksiniz. 
Gerçi herkeste böyle olacak diye bir kaide olmasada çevremde doğum yapmış bayanların büyük çoğunluğu bu tecrübeleri yaşamış.


Doğum sonrası karşılaşılan en büyük sorunlardan biri de meme başı yaralarından bahsetmek istiyorum.Çünkü benim başıma gelene kadar böyle bir sorunun varlığından habersizdim.


O dönemde çok araştırdım kime sorduysam 
–Evet bende de oldu cevabını aldım ama yaptığım hiçbir şey, bu yaraların geçmesini sağlamadı.
Canım çok fazla acıdığı için bebeği emzirmek istemiyor, fakat anne sütünün bebek için önemini düşündükçe tüm gücümü kullanıp tekrar emzirmeye devam ediyordum.


Bir yandan göğüs ucu yaralarından bebeğin mikrop kapma riskini düşünüyordum.Danıştığım herkes bir tavsiyede bulunuyordu hatta gres yağı (makinalarda kullanılan yağ çeşidi )sürmemi bile tavsiye eden oldu, inanılmazdı. :-o


Bilinki göğüs ucu yaraları yanlış emzirme tekniğinden kaynaklanıyor.Neyse denediğim hiçbir şey bu yaraları geçirmedi.Zaman hariç…


Size sadece geçici rahatlamak için tavsiyelerim olabilir.Öncelikle gün içersinde sık aralıklarla göğüs uçlarınızı yıkamanızı (hatta duş alabiliyorsanız daha iyi olur) yıkama esnasında bebe yağı ile hafif masaj yapmanızı,yıkama sonrasında da mutlaka saç kurutma makinesi ile göğüs uçlarınızı kurutmanızı öneririm.Göğüs ucunun ıslak kalmaması açısından.Bu bende ve tavsiye ettiğim birkaç kişide gerçekten işe yaradı. Eğer imkanınız var ise göğüs ucundan gelen süt akıntısı için göğüs pedleri kullanabilirsiniz.
Bunun dışında lanolin içerikli göğüs ucu kremleri mevcut eczanelerde “Lansinoh “çok etkili oldu ,purelan ‘da fena değildi…(ilaç ismi vermem doğru oldumu bilmiyorum yinede bir uzmana danışmadan kullanmayın!!) 
Zaten göğüs uçlarınız yara oldumu bilin ki geçmesi 2-3 ayı alıyor.
Bu arada siz nasıl emzireceğinizi öğreniyorsunuz,bebekte nasıl emeceğini :)) 




***Aşağıdaki yorumlar aynı sıkıntıları yaşamış annelerin tecrübelerini anlatır.
Lütfen önerilen ilaç vs. isimlerini doktorunuza danışmadan sakın kullanmayınız!!